Bakü Bulvarı Kurucusunun Acı Kaderi

Muhammet Hasan Hacınski hem mimar, hem de bakan olmuş. Bugün Bakü'nün simgesine dönüşmüş sahil bulvarı da onun tasarımı ve denetimi altında yapılmıştır. Daha sonra Azerbaycan halk Cumhuriyeti döneminde hem dış, hem de içişleri bakanı gibi önemli görevlerde çalışmış.

Petersburg'da Teknoloji Enstitüsünde eğitim aldığı sürede Muhammet Hasan komşuluktaki Hoca Talip'in torunu, evde mükemmel eğitim gören, 1885 doğumlu Saadet Hanımla ara sıra mektuplaşmış.  Saadet'in müteahhitlik yapan babası Balakişi karısı Balacahanım'ın zamansız ölümünden sonra biricik kızını Talip Efendiye bırakıp adim inşaat malzemeleri getirmek için uzak seferlere gidermiş. Surahanski sokağındaki muazzam dairesinde Saadet Hanım babasının onun için İtalya'dan getitrriyiiği çifte gümüş mumluklu piyanoda çok güzel çalardı. 1902 yılında eğitimini tamamlayarak Bakü'ye dönen Muhammet Hasan Saadet Hanımla evlenir. Gümüş mumluklu piyanosunu da kocasının evine çeyiz getiren Saadet Hanım sık sık piyanoda "Pencereden Taş Gelir" şarkısını söyleyen Muhammet Hasan'a eşlik eder.

Saadet Hanım daha ileride onları bekleyen trajediden habersizdi. Bir zaman piyanoda aşkla çaldığı bu şarkı eşliğinde kocasını son yolculuğa uğrayacağı aklının ucundan bile geçmezdi.

Hacinksi'nin önerisi üzerine Bakü Şehir Duması Olimpiyat sinemasını, Eldorado restoranını ve deniz hamamıyla aynı tesiste bulunan sahil bulvarının inşasına 60 000 ruble para ayırıyor. H.Z. Tağıyev'in yardımıyla Hacinski iki yıla projeyi tamamlıyor.

1913 yılındaysa Hacınski Çar hükümetinin yasağına rağmen, bir süre şehir idaresine başkanlık yapan tek Azerbaycan Türkü olmuş. O dönemde çok feci durumda olan Şirvanşahlar Sarayının korunması ve onarımı da Hacinksi'nin adına bağlıdır.

Yüksek dereceli mimar gibi Bakü'nün güzelleşmesinde özel hizmetleri bulunan Hacinski sosyal alanda da çalışmalar yapmıştır. Sosyal çalışmalarının sonucu olarak 1918 yılında kurulmuş Halk Cumhuriyeti döneminde de görevlendirilmiştir. 1923 yılında Kafkasya Devlet Plan Komitesi Başkan yardımcılısı görevini yapmış.

Hapishanede tek kişilik hücrede tutulan M.Hacinski'nin gönderdiği mektuplar eşsiz bir belge gibi bazı karanlıklara da ışık tutmaktadır. Bu mektuplarda fakirleşmiş ailesinin arada ona yemek göndermesinden acı çeken baba "közlemenin etle değil, çok daha ucuz olan kabakla" yapılmasını, evde bıraktığı eski galoşlarının ona getirilmesini, kullanılmış çarşaflarının yıkanıp, kolalanıp geri getirilmesini rica etmiş. Durmadan soruşturulmadan acı çeken Muhammet Hasan Bey ailesinin yiyecek ve sigara yanında, ona gönderdiği mektupları yanıtlamaya da zaman buluyordu. Mektuplarının birinde yazıyordu: "Benim zavallı yetimlerim, annenizi üzmeyiniz, ona hizmet ediniz. Bana bir şey göndermeyiniz, burada her şey var. Piyanoyu satınız, aç kalmayınız".

... Ve 8 Şubat 1931 yılında hapishanede çarşaftan yaptığı iple kendisini asarak intihar eder.

Muhammet Hasan Beyin ölüm haberi aynı gün ziyaretine gitmiş oğlu Şamil'le Saadet Hanıma iletilir. Kocasının naaşının geri verilmeyeceğini öğrenen Saadet Hanım Moskova'ya telgraf çekerek, ona yardım edilmesini rica eder. Sonra eve dönerek helva yapan Saadet Hanım çocuklarını toplayarak merhumun ruhuna fatihe okur. Çocuklarına ağlamalarını yasaklayan anne kocasının sevdiği şarkıyı mırıldanır.

Ertesi gün Moskova'nın talimatı üzerine Hacınski'ye veda eden Saadet Hanım merhumun özel eşyası gibi onlara sunulan ufak bavulu alıp eve dönüyor. Bavuldan çıkan çarşaftan yapılma ip aileyi yıkıyor. Merhumun oğlanları o gece bu ipi alarak, bir zamanlar F.Hoyski ve H.Ağayev'in gömüldükleri mezarlıkta gömüyorlar...

Hacinsklilere bağlamış ufak maaş 1940 yılına kadar verilse de, çocukları okuldan atılıyor ve iş yerlerini kaybediyorlar. Avrupa'ya muhacir giderler. Daha sonra saadet Hanım Almanya'da yaşayan oğlanlarına mektup yazarak vatana dönmelerini rica ediyor. Şamil dönse de, babasının kaderini yaşamak istemeyen Nuşirevan gurbette kalmayı tercih ediyor.

 

 

 

 

DİĞER MAKALELER